İstanbul'da iç mimar Aslı Demir, 3,5 milyon TL'lik geciken otel projesini nasıl 17 günde tahsil etti?

InvoiceFlow Ekibi · 1 Haziran 2026 · okuma süresi 16 dakika

Aslı Demir'in Etiler'deki stüdyosu, İstanbul'un en zor müşterilerinin geçtiği bir eşik gibidir. On dört yıldır lüks konutlar, Boğaz yalıları ve son beş yıldır da butik oteller tasarlıyor. Proje bütçeleri 2,5 milyon TL ile 30 milyon TL arasında değişiyor. Bir Bebek dairesinin salonu, bir Alaçatı butik otelinin lobisi, bir Nişantaşı çatı katının mutfağı — hepsi onun imzasını taşıyor. İşinde rakipsiz olduğunu herkes kabul ediyor. Ama 2024 sonunda eline geçen bir tablo, mesleki itibarının para yönetimini kurtarmaya yetmediğini gösterdi.

Bodrum yakınlarındaki bir butik otel projesi vardı: 18 oda, lobi, restoran ve havuz çevresi. Toplam sözleşme bedeli 7.200.000 TL. Aslı projeyi teslim etti, otel açıldı, misafirler Instagram'da fotoğraf paylaştı. Ama Aslı'nın banka hesabında 3.500.000 TL'lik bir boşluk vardı ve bu boşluk tam on ay boyunca kapanmadı.

Sorun: Tasarım ücreti mi, satın alma komisyonu mu?

İç mimarlık, Türkiye'de iki tür gelirin iç içe geçtiği zorlu bir sektördür. Birincisi tasarım ücreti: Aslı'nın metrekare üzerinden ya da götürü olarak aldığı, tamamen kendi emeğinin karşılığı olan tutar. İkincisi satın alma komisyonu: müşteri adına mobilya, aydınlatma, tekstil, mermer ve sıhhi tesisat malzemesi alırken tedarikçilerden veya müşteriden aldığı aracılık payı. Üçüncüsü ise uygulama/şantiye yönetimi ücreti: ustaları, marangozları, boyacıları koordine etmenin bedeli.

Bodrum projesinde bu üç gelir tek bir "proje bedeli" altında toplanmıştı. Otelin yatırımcısı son ödeme dilimini geciktirmeye başlayınca, ortaya çıkan soru şuydu: "Bu 3,5 milyonun ne kadarı senin tasarım emeğin, ne kadarı bizim adımıza aldığın malzemenin parası?" Yatırımcı, malzeme faturalarının zaten kendi şirketi üstüne kesildiğini öne sürerek tasarım ücretini de tartışmaya açtı. Aslı'nın elinde net bir ayrım yoktu.

"Faturayı tek kalem yazmıştım: 'Otel iç mekan projesi.' Yatırımcı bunu fırsat bildi. 'Mobilyaları zaten biz ödedik, sen ne için 3,5 milyon istiyorsun?' dedi. Oysa o tutarın 2,1 milyonu benim tasarım ve şantiye emeğimdi. Ama belgede ayrı durmuyordu, ispat edemedim."

Tek kalem faturanın bedeli

Tasarım ücreti %20 KDV'ye tabidir ve Aslı şahıs şirketi olarak serbest meslek makbuzu yerine bu noktada limited şirketine geçtiği için e-Fatura/e-Arşiv düzenliyordu. Satın alma komisyonu ise farklı bir mantık taşıyordu: malzemenin kendisi müşteri üstüne fatura edilmişse, Aslı'nın geliri yalnızca aracılık payıydı. İkisini tek kalemde toplayınca hem KDV matrahı bulanıklaşıyor hem de müşteriyle güven krizi doğuyordu.

Üstelik tahsilat süreci ortalama 92 gün sürüyordu. Aslı bir proje bitirip fatura kesiyor, sonra aylarca telefon trafiğiyle parayı kovalıyordu. 3,5 milyon TL'lik gecikme, stüdyonun maaş ödemelerini ve bir sonraki projenin malzeme alımını riske atmıştı.

Keşif: "Sen mimarsın, muhasebeci değilsin"

Dönüm noktası, eski bir müşterisi olan bir finansçıyla yemekteki sohbette geldi. Aslı dert yanınca finansçı net konuştu: "Sorun emeğinde değil, faturanda. Sen tek kalem yazıyorsun, müşteri de o tek kalemi pazarlık masasına yatırıyor. Geliri üç kategoriye ayır, her birini ayrı belgele, her aşamayı imzalat. O zaman tartışacak bir şey kalmaz."

Bu cümle Aslı'nın kafasındaki düğümü çözdü. Geliri parçalamak, hem hukuki olarak korunmak hem de tahsilatı hızlandırmak demekti.

Çözüm: Üç kategori sınıflandırma ve aşamalı e-imza tahsilatı

Aslı, ekibiyle birlikte InvoiceFlow'a geçti. İlk akşam şirket profilini, VKN'sini, logosunu ve banka bilgilerini girdi. Sonra her büyük projeyi üç ayrı gelir kategorisine bölecek şekilde fatura kalemlerini yapılandırdı.

1. Üç kategori sınıflandırma

Yeni bir proje için fatura artık tek kalem değil, üç ayrı kategoriden oluşuyordu. Bir lüks konut örneği üzerinden, 4.000.000 TL'lik bir proje şöyle ayrışıyor:

KategoriAçıklamaTutarKDV
Tasarım ücretiKonsept, çizim, görselleştirme1.600.000 TL%20
Şantiye yönetimiUygulama koordinasyonu900.000 TL%20
Satın alma komisyonuMalzeme aracılık payı1.500.000 TL%20

Uygulamada her kategori ayrı kalem olarak görünüyor, müşteri faturada tam olarak neyin ne için olduğunu okuyor. Artık "mobilyaları biz ödedik" itirazı tasarım ücretini etkilemiyor; çünkü tasarım ücreti ayrı satırda, ayrı tutarda duruyor. Aslı ayrıca raporlarda hangi gelir türünün ne kadar getirdiğini ilk kez net görebiliyor — bazı projelerde komisyonun, bazılarında saf tasarımın daha kârlı olduğunu fark etti.

2. Aşamalı e-imza tahsilatı

İkinci büyük değişiklik ödeme planındaydı. Aslı her büyük projeyi taksitli ödeme planına bağladı ve her aşamada müşteriye e-imza attırdı:

Her aşamada müşteri telefonundan parmağıyla imza atıyor; bu imza o aşamanın kabul edildiğini ve ilgili ödemenin doğduğunu yazılı hale getiriyor. Otomatik hatırlatmalar vade yaklaştığında devreye giriyor, Aslı'nın para istemek için telefon açmasına gerek kalmıyor.

"İlk e-imzalı aşamalı sözleşmeyi attığım yatırımcı, 'demek artık işi ciddiye alıyorsunuz' dedi. Oysa ben hep ciddiydim, sadece belgem ciddi değildi."

3. e-Fatura uyumu ve KDV

Aslı'nın limited şirketi e-Fatura mükellefi. InvoiceFlow'da hazırladığı kalemler GİB formatına uygun şekilde düzenleniyor; KDV %20 otomatik hesaplanıyor, satın alma komisyonu ayrı matrah olarak görünüyor. Muhasebecisi artık ay sonunda dağınık Excel yerine kategori bazında ayrışmış PDF'ler alıyor; beyanname hazırlığı kısaldı.

Sonuç: 92 günden 17 güne

Sistemi kurduktan altı ay sonra Aslı, mali müşaviriyle masaya oturdu. Rakamlar bambaşkaydı:

Aslı şimdi yeni projelere çok daha güçlü giriyor. Müşteri görüşmesinde fiyatı tek bir korkutucu rakam olarak değil, üç şeffaf kategori ve dört aşamalı plan olarak sunuyor. Bu netlik, müşterilerde de güven yaratıyor.

Diğer iç mimarlara üç tavsiye

  1. Geliri parçala. Tasarım, şantiye ve komisyon ayrı kalemler olsun; pazarlık masasında her biri kendini savunur.
  2. Her aşamayı imzalat. Aşamalı e-imza, "kabul ettim/etmedim" tartışmasını baştan bitirir.
  3. Vadeyi sisteme bağla. Otomatik hatırlatma, sanatçıyı tahsildar olmaktan kurtarır.

Aslı'nın dediği gibi: "Ben hâlâ aynı mimarım. Tek değişen, emeğimi rakamlarla anlatabiliyor olmam."